
Hâlâ odunları kurutmak için kömürle çalışan kazanlar kullanıyorsanız, aslında sadece kerestedeki nemi alabilmek için tüm odayı ısıtıyorsunuz demektir. Bu çok büyük bir enerji israfıdır. Kızılötesi lambalara geçmek ise durumu tamamen değiştirir. Hava ile uğraşmak yerine, kızılötesi ışınlar doğrudan kereste liflerindeki su moleküllerine etki eder. Bu yöntem daha doğrudan ve hızlıdır. Artık bekleme derdi yok. Yer kaplayan devasa ısı değiştiricileri ve sonsuz sayıdaki boruları düşünün… Hepsi gereksiz. Kuvars tüpler sayesinde, anahtarı çevirdiğiniz anda ısı elde edersiniz. Artık saatlerce beklemek zorunda kalmazsınız. Ayrıca, tavan ve duvarları ısıtmak için para harcamanıza da gerek kalmaz; enerji doğrudan keresteye gider. Dürüst olalım: Kimse külle uğraşmayı sevmez. Yerinde yanma işleminden vazgeçmek, egzoz gazlarını temizleme veya isleri bertaraf etme derdinden kurtulmanız anlamına gelir. Eğer atölyenizi “yeşil” hale getirmek istiyorsanız, bu en hızlı çözümdür. Sistemizi şebekeye bağlarsınız ve farklı türdeki veya kalınlıklardaki keresteler için ısı ayarlarını değiştirebilirsiniz. Bu çok daha esnek bir çözümdür. Ama işin bir dezavantajı var. Kızılötesi lambalar sihirli değildir. İş gücünden tasarruf edip karbon emisyonlarını azaltsanız bile, elektrik faturanız artacaktır. Gerilim seviyeniz yükselecektir. Transformatörlerin ve anahtarların bu yükü kaldırıp kaldıramayacağına dikkat etmelisiniz. Eğer güç tüketiminiz sınırlıysa, her şeyi aynı anda açmayın; aksi takdirde ana sigortalar zarar görebilir. Lambaların nasıl çalıştırılacağını iyi planlamak önemlidir. Bakım aslında en kolay kısmıdır. Kazanlar sorun yaratır; küflenir, sızdırır ve en kötü şekillerde bozulur. Kızılötesi lambalar ise modülerdir. Bir tüp bozulursa, onu çıkarıp yerine yenisi takarsınız. Onarım yapmak için tüm sistemleri kapatmanıza gerek yoktur. Lütfen yansıtıcıları temiz tutun. Eğer bu aynalarda toz birikiyorsa, verimlilik düşer. Aynaları parlak tutarsanız her şey yolunda gider.